TARİH ALTIN HARFLERLE YAZDI GÜZEL ANKARA’YI: 13 EKİM ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞU
11 Nisan 1920, halkın iradesine karşı yapılan en büyük saygısızlıktı. Meclis-i Mebusan anayasaya aykırı olarak kapatılmıştı. Kimi milletvekilleri itilaf devletleri tarafından tutuklanıp sürgün edilmişti, kimileri de güç bela Ankara’ya kaçabilmişti. İstanbul güvenli değildi artık. Kurtuluşun merkezi olması için yeni bir yer seçilmeliydi. Meclis yeniden toplanmalı, halkın iradesi sağlanmalıydı. Ankara, güvenliydi. Batı cephesindeki gelişmeler yakından takip edilebiliyordu, çeşitli ulaşım ve iletişim imkanları vardı. Meclis Ankara’da toplanmalıydı…
Ankara çok hizmet etti tarihe. Çok savaş, çok vahşet gördü. Yeri geldi ne kutlamalar, bayramlar gördü. Kimisine aş oldu, bark oldu, ana oldu, baba oldu, evdeki küçük kardeş, örnek alınacak ağabey oldu. Friglerin başkenti, kurtuluş savaşının merkezi oldu. Modern bir cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etti Ankara. İnledi bağımsızlık aşkıyla, cumhuriyet sevdasıyla. Devrimlere tanık oldu hep Ankara. Büyük İskender’i gördü, Ankara Savaşı’na sahne oldu. Sakarya Meydan Muharebesi’nde bir askerin bayrak sevgisi oldu. Mustafa Kemal’le beraber Duatepe’den izledi orduları, zaferini gördü cumhuriyetin. Tanıklık etti yükselen Türkiye’nin gücüne… Atatürk’ün onuncu yıl nutkunu en önden dinledi. Toprağı işleyen çiftçinin teri; aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştiren öğretmenin kalemi oldu Ankara. En başından beri şahit oldu bize, izledi muasır medeniyetler seviyesine çıkan ulusumuzu. Artık neresi hak ederdi ki başkent olmayı?
Yurdumuz düşmanlardan kurtulduktan sonra 13 Ekim 1923 günü İsmet Paşa ve on dört arkadaşı Ankara'nın başkent olması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yasa önerisi verdiler. Öneri mecliste oylandı, kabul edildi. Böylece Ankara yeni Türkiye Devleti'nin başkenti oldu. Artık Türkiye’nin kalbi olmuştu Ankara. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanından ve ‘Halifeliğin Kaldırılması’ndan (3 Mart 1924) sonra 20 Nisan 1924’te Türkiye Büyük Millet Meclisince benimsenen Anayasa’nın 2. Maddesinde de Türkiye Devleti’nin başkentinin Ankara olduğu belirtildi. Ankara’nın başkent ilan edilmesi Avrupa’da tepkilere neden oldu. Özellikle İngiltere; Fransa ve İtalya’yı da kendi yanına çekerek Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun başkentine karşı ortak bir cephe oluşturmaya çalıştı. Devletler arasında karşılıklı notlaşmalar oldu. Ama genç cumhuriyet egemenliğinden asla taviz vermedi. Türkiye’deki yabancı diplomatik temsilcilikler âdeta Ankara’da oturanlar ve İstanbul’da oturanlar olmak üzere ikiye bölünmüştü. Afganistan, Sovyetler Birliği, Polonya ve Yunanistan’ın Elçilikleri Ankara’da, başta İngiltere olmak üzere diğer 18 devletin elçiliği İstanbul’da idi. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti yabancı elçilikleri Ankara’ya getirebilmek için başta bedava arsa vermek olmak üzere çeşitli kolaylıklar tanıdı. Ayrıca hükûmet, 1927’de İstanbul’daki Türk Dışişleri Bakanlığı İrtibat Bürosunu da kapattı. Bunu sonucu olarak da 1927’den itibaren Ankara’ya taşınan elçiliklerin sayısı her gün biraz daha arttı. Ankara’da hızlı bir imar faaliyetine girişildi. Yabancı uzmanlar getirilerek kentin gelecek yılları planlandı. Eğitim ve kültürel kurumlara öncelik verildi. Böylece Türk Devrimi’nin ortaya koyduğu değerlerin farkında, çağdaş bir insan tipolojisi de bu kentte yaratıldı.
Bugün bizim de kalbimiz olan Türkiye’nin kalbi, Ankara’da atmaktadır. Sevgili okurlarımız, bu hafta sonu bir değişiklik yapın. Hamamönü’nde bir gezintiye çıkın. Atatürk’ün bazen meclis oturumlarından sonra kaldığı ve cumhuriyetin modern balolarının yapıldığı Ankara Palas’a gidin. Kale’ye çıkıp Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni, Kelime Müzesi’ni ve Ankara’nın dünyaya miras bıraktığı Arslanhane Cami’yi görün. Atatürk’ün “yapan eller sağ olsun” dediği Devlet Resim Heykel Müzesi’ni görün. Etnografya Müzesi’ne gidip ahşap mihrapları uzun uzun inceleyin. Polatlı’ya gidip dünyanın en eski ahşap yapısını barındıran Midas Tümlüsü’ne girin. Sonrasında Duatepe’ye gidip Atatürk’ün izlediği yerden Ankara’yı izleyin. Beypazarı’na gidip havuç suyu deneyin. Güdül İnönü Mağaraları’ndaki tünellerde kaybolun! Ankara’yı tanıyın, o ruhu hissedin! Siz Ankara’yı tanıdıkça Ankara da sizi içine çekecektir. Ankara, size bir terapi olacaktır…
Oğuzhan Emir SARIKAYA


Yorumlar