top of page
ÜMİTLİYİZ DERGİSİ (3).jpg

GÜNÜNÜ DEĞİŞTİRMEYE YETECEK BİR MERHABA

  • 18 Oca
  • 2 dakikada okunur

Kafenin içi her zamanki gibi kalabalıktı. Hava, kahve çekirdeklerinin kavruk kokusuyla, insanların yarım kalmış cümleleri arasında asılı duran uğultuyla doluydu. Masalar dolu, sandalyeler gelişigüzel çekilmiş, kahve makinelerinin çıkardığı sesler konuşmaların arasına karışmıştı. Ben, pencere kenarındaki masada oturuyor; önümde açık duran dizüstü bilgisayara bakıyordum. Tabii buna bakmak denirse. Gözlerim ekrandaydı ama zihnim, yapılacaklar listesinde çoktan kaybolmuştu. Yetişmesi gereken işler, cevaplanmamış mailler, ertelenmiş düşünceler… Zaman dar, sabır sınırlıydı.


Garson masama geldiğinde başımı kaldırmadım. Sipariş almak için geldiğini biliyordum. Çok kısa ve net bir şekilde hangi kahveyi istediğimi söyleyerek siparişimi verdim. Ne o bir şey söyledi ne ben. Sessiz bir alışverişti bu; biri hizmet veriyor, diğeri alıyordu. Göz göze gelmedik, kelimeler araya girmedi. Teşekkür etmedim. Kolay gelsin demedim. Eksiklik de hissetmedim. Zihnim o kadar doluydu ki, o an basit nezaket kelimeleri gereksiz bir ayrıntı, gündelik hayatın süsü gibi gelmişti.


Bir süre sonra yan masaya küçük bir kız oturdu. Annesinin sandalyesine yaslanmış, ayakları yere değmediği için boşlukta sallanıyordu. Üzerindeki mont, ona biraz büyük gibiydi; hareket ettikçe kol uçları bileklerinden kayıyordu. Garson yanlarına yaklaştığında kız başını kaldırdı. Gözleri, kafenin loş ışığında bile fark edilecek kadar canlı ve parlaktı.


“Günaydın,” dedi, sesi hem çekingen hem de çok güzel bir samimiyet taşıyordu. Ardından “Merhaba,” diye ekledi; sanki bu kelime eksik kalırsa konuşması tamamlanmayacaktı. Siparişini verirken kelimeleri dikkatle seçiyor gibiydi, duraksayarak ama özenle. Garson eğildi, onu dinledi. İşini yapıyordu elbette ama yüzünde alışılmışın dışında bir dikkat belirmişti. Sipariş bittiğinde kız gülümsedi; acele etmeyen, içinden geldiği belli olan bir gülümsemeydi. “Teşekkür ederim,” dedi.


O an, garsonun yüzündeki değişimi fark ettim. Az önce benim masamdan ayrılan kişiyle aynı bedende ama başka bir hâlde duruyordu sanki. Omuzları biraz gevşemiş, yüz hatları yumuşamıştı. Sabahın ağırlığı ile taşınan yorgunluk, kısa bir anlığına geri çekilmişti. Gülümsemesi kısa ama gerçekti. Sanki biri ona sadece bir sipariş değil, görülmüş olmanın hissini bırakmıştı.


Ekranı kapattım. Bilgisayarın siyahlaşan yüzeyinde kendi yansımamla karşılaştım. İlk kez o gün gerçekten bulunduğum yere baktım. Masalar arasındaki mesafelere, insanların birbirine değmeden nasıl yan yana durduğuna, kelimelerin ne kadar cimrice kullanıldığına. Düşündüm: Ne zaman bu kadar aceleci olduk? Ne zaman “günaydın” demeyi zaman kaybı sandık? Oysa bir kelime, söylendiği anda karşısındakini görünür kılıyor; kalabalığın içinden çekip alıyordu.


Bir süre sonra aynı garson masama yaklaştı. Bu kez başımı kaldırdım. Göz göze geldik; kısa ama gerçek bir temas.


“Merhaba,” dedim. Sesim sandığımdan daha yumuşaktı, sanki bana da iyi gelmişti. Gülümsedim. Sipariş vermiş olduğum kahveyi masama bıraktıktan sonra bir adım geri çekildi. İçten bir tebessümle “İlgilendiğiniz için çok teşekkür ederim” dedim.


Garsonun yüzü aydınlandı. Önce şaşkınlık, sonra alışılmışın dışında bir sevinç geçti yüzünden. Kısa ama samimi bir gülümseme yayıldı dudaklarına. “Rica ederim, afiyet olsun.” dedi.


Kahvem geldiğinde, fincanın sıcaklığı kadar o gülümsemenin de içimi ısıttığını fark ettim. Gün boyu yapmam gereken şeyler değişmemişti belki; işler hâlâ oradaydı, sorumluluklar yerli yerindeydi. Ama ben değişmiştim. Çünkü bazen bir günü değiştiren ve güzelleştiren şey, büyük kararlar ya da uzun konuşmalar değildi. Bazen sadece bakmak, gülümsemek ve selam vermek bile bunu gerçekleştirmeye yeterdi.




Rüya SARIÇAM

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
TRAKYA KARŞILAŞMASI

Trakya, Türkiye’nin kuzeybatısında ve Balkan Yarımadası’nın güneydoğusunda yer alan bir bölgedir. Trakya’nın ülkemizde bulunan kısmında -Doğu Trakya- beş güzide şehrimiz vardır. Bunlar Tekirdağ, Çanak

 
 
 
AŞKIN KİMYASI

Aşk duygusunun Romeo ve Juliet’in hikayesinden uğruna ölünebilecek bir duygu olduğunu, Leyla ile Mecnun’un hikayesinden insanı çöllere düşürebilecek kadar güçlü olduğunu veyahut Kerem ve Aslı’nın hika

 
 
 
OKUL DIŞI ÖĞRENME ORTAMLARI

2.3.2. Bilim Merkezleri ve Planetaryumlar (Gezegenevleri, Gökevleri) Bilim merkezleri; fen, matematik, astronomi, jeoloji ve coğrafya gibi çeşitli bilim dallarının temel ilkelerini tanıtmak için kurul

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page