OKUL DIŞI ÖĞRENME ORTAMLARI
- 12 Şub
- 2 dakikada okunur
2.3.2. Bilim Merkezleri ve Planetaryumlar (Gezegenevleri, Gökevleri)
Bilim merkezleri; fen, matematik, astronomi, jeoloji ve coğrafya gibi çeşitli bilim dallarının temel ilkelerini tanıtmak için kurulmuş ortamlardır (Bozdoğan, 2020). Bilim merkezlerinde bilimsel olay ve olguları öğretmek, bilime olan ilgiyi artırmak, bilimsel becerileri geliştirmek, duyuşsal özellikleri hareketlendirmek ve motor beceriler kazandırmak amaçlanmaktadır (Çığrık, 2016).
Bilim merkezlerinin temeli olan bilim müzeleri 17. yüzyılda ortaya çıkarken, modern anlamda bilim merkezleri 20. yüzyılda kurulmaya başlanmıştır. 1950’lerden itibaren sanayi toplumundaki teknolojik gelişmelere paralel olarak durağan sergilerden oluşan bilim müzeleri, yerini etkileşimli sergiler içeren bilim merkezlerine bırakmıştır. Böylece bilim merkezleri, günümüzde ABD, Kanada, Fransa, İngiltere, Almanya, Çin ve Hindistan gibi birçok ülkede yaygınlaşmıştır. Türkiye’de ise ilk bilim merkezi 1993’te Ankara’da kurulan Feza Gürsey Bilim Merkezi’dir. Bilim merkezleri 2000’li yıllardan itibaren artış göstermiş ve birçok şehirde kurulmaya başlamıştır (Bozdoğan, 2020).
Genellikle büyük bilim merkezlerinin bünyesinde yer alan ve Türkçe’de “gezegenevi” ya da “gökevi” anlamına gelen planetaryumlar ise, gökyüzünde gözlemlenebilen yıldız, gezegen, meteor gibi cisimlerin bir projektör yardımıyla ekrana yansıtılarak gerçekçi simülasyonlarla incelenmesine fırsat veren yapılardır (Ertaş-Kılıç, 2020; Metin-Göksu ve Sökmen, 2020; Şentürk, 2019). 1980’lerden itibaren dünyada hızlı bir şekilde artış gösteren planetaryumların en büyüğü Rusya’nın St. Petersburg şehrinde bulunmaktadır. Ülkemizdeki planetaryumlar da dünyadaki diğer planetaryumlar gibi çoğunlukla bilim merkezlerinin bünyesinde yer almaktadır. Türkiye’nin ilk planetaryumu Deniz Harp Okulu Uluğ Bey Gökevi (Ertaş-Kılıç, 2020), ilk halka açık sabit planetaryumu ise İTK (İzmir Özel Türk Koleji) Gezegenevi’dir (Metin-Göksu ve Sökmen, 2020). Günümüzde 2023 hedefleri doğrultusunda ve “4003 Bilim Merkezi Kurulması Destek Programı” kapsamında TÜBİTAK, önce Türkiye’nin tüm büyükşehirlerinde, daha sonra da tüm illerde bilim merkezlerinin kurulması için çalışmalar yapmaktadır (Öner ve Öztürk, 2019).
Buraya kadar özellikleri ve gelişim süreci sunulan bilim merkezleri, bir okul dışı öğrenme ortamı olarak okuldaki eğitim ve öğretim etkinliklerini tamamlayıcı ve destekleyici bir potansiyele sahiptir (Bozdoğan, 2020; Çığrık, 2016; Metin- Göksu ve Sökmen, 2020).
Bu ortamlar, farklı duyu organlarının öğrenme sürecine dâhil edilmesini ve somut yaşantıların artmasını sağlamaktadır (Çığrık, 2016). Aynı zamanda bilim merkezleri, bilime olan merakın artırılması, temel bilimsel bilgilerin kazandırılması ve fen konularının öğretiminde kullanılabilmektedir (Bozdoğan, 2019). Planetaryumlar ise konuların eğlenceli ve heyecan verici bir şekilde öğrenilmesini sağlamaktadır (Ertaş-Kılıç, 2020).
Dr. Berna Yılmaz


Yorumlar