top of page
ÜMİTLİYİZ DERGİSİ (3).jpg

KADIN OLMAK

  • 7 Mar
  • 2 dakikada okunur

Gözlerini yumdu, derin bir nefes aldı. Bıraksalar sonsuza kadar böyle kalabilirdi. Oysa acıları ve sancıları, "Kalk, kalk bu muhteşem olaya şahitlik et" diyordu. Yavaşça açtı gözlerini. Her şey bıraktığı gibiydi, yalnız karşısındaki yaşlı yüzün çizgileri daha derin ve daha acı gelmişti bu sefer. Karışık yüzler arasında annesinin yüzünü gördü bir ara. Küçük, siyah bir çift gözden ibaret güzel bir yüz. Telaşsız ve kendisinden on kat daha sancılı. Örtüsü hafifçe yana kaymış, güzel kınalı saçları isyan edercesine dışarı fırlamıştı. Nereye baktığını kestiremedi.


Sekiz çocuklu bir ailenin sondan üçüncü çocuğu ve tek kızıydı Aliye. Yirmi sekiz yaşında ve alabildiğine güzeldi. Derlerdi ki Aliye'nin annesi yaşamında yalnızca bir kez ağlamıştı: Aliye doğduğunda. Ama o buna inanmazdı, birçok kez babasının annesini öldüresiye dövdüğünü görmüştü. Herhalde annesi o zamanlar gizliden gizliye de olsa, babası Aliye'yi döverken de ağlamıştı. Ağlamamıştı annesi, kızı beş koyuna satılırken de.


Kadınlığı ve hayatı çabuk öğrenmişti Aliye, acı çekmeyi ve dayak yemeyi de, İlk çocuğunu doğurduğunda on sekiz yaşındaydı, kuması geldiğinde yirmi. Her şeye rağmen mutsuz değildi çünkü mutlu olmak değil, itaat etmek ve katlanmak öğretilmişti ona. Sabahları ırgat, akşamları kadın olurdu, anlamını bile bilmeden kadınlığın. İyi kadın derlerdi onun için, iyi çalışır ve hep erkek doğurur. O da ağlamazdı annesi gibi doğururken de, dayak yerken de.


Son gelen sancı en güçlüsüydü. Yaşlı kadın doğuruyor dedi. Etraftakiler daha da telaşlandı Yalnız bir yüz az önceki gibi belirsiz ve acılıydı. Önceki çocuğu gibi bu da muhtemelen erkek olacaktı. Sancılar öyle sıklaşmıştı ki bir an için öleceğini sandı. Ve nihayet, o bildiği rahatlama. Bir çocuk sesiyle bütün telaş kesildi. Aliye annesini aradı. Gözleriyle onu bulduğunda biraz rahatlamıştı. Yalnız o gözlerde daha önce hiç görmediği bir şey gördü: acı dolu birkaç damla gözyaşı. Bunca yıldan sonra annesi ağlıyordu işte. Sessizce ağlıyordu hem de.


"Kızın oldu" dedi biri. Yanağının yandığını, şimdiye kadar hiç yaşamadığı bir sıcaklıkla kalbinin ıslandığını hissetti. Ve işte o zaman dünyaya dayak yiyecek, üstüne kuma getirilecek yeni bir ırgat yeni bir Aliye getirdiğini anladı.


Ümitköy Anadolu Lisesi

Biyoloji Öğretmeni

Özgür PARLAKYILDIZ

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
19 Mayıs ve Bandırma Vapuru

19 Mayıs; Milli Mücadele’nin başlangıç günü, Atatürk’ün Samsun’a çıkışı. Peki, Atatürk’ün doğum günü? O da 19 Mayıs. Atatürk, kendi isteğiyle doğum gününü 19 Mayıs 1881 ilan etmiştir.Türk Milleti’nin

 
 
 
ANNELER GÜNÜ

Anne Ne Demek Selinay TOLAY Anne, demek, yalnızca çağlar öncesinden yankılanan antik bir çığırış, canlılığın devamını ören bir ip yumağının düşüşünden çıkan tok bir vuruş veya nesilleri birbirine bağl

 
 
 
 KAZANMASI ZOR KAYBETMESİ KOLAY: ÖZGÜVEN

Hep soruyorum kendime “Özgüven ne?” diye. Kazanması bu kadar güç olan bir şeyi kaybetmenin kolaylığı sarsıyor beni. Hayatımıza yerleşmiş, tahtına kurulur gibi düşünce dünyamıza kurulmuş yargılar nasıl

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page