KARŞILIK BEKLEMEDEN GELEN MUTLULUK
- 18 Oca
- 2 dakikada okunur
Derin Hanım son zamanlarda sabahları biraz daha ağır uyanıyordu. Alarm çaldığında aklından geçen ilk şey, gün boyu neler yapacağı değil de biriken düşünceler oluyordu. Bankadan gelen mesajlar, ay sonu yaklaşırken artan masraflar, bitmek bilmeyen trafik ve son haftalarda sıklaşan baş ağrıları…
Hayat tüm hızıyla devam ediyor, Derin Hanım ise ona yetişmeye çalışıyor çoğu zaman geride kaldığını hissediyordu. İşe geç kalmamalıydı. Kalktı, hazırlandı.
Yine de evden çıkmadan önce kapının önünde kısa bir an durdu. Derin bir nefes aldı.
“Ne olursa olsun,” diye düşündü, “bugünün beni aşağı çekmesine izin vermeyeceğim. Yorgunluğum yüzüme, yüzümdeki mutsuzluk da ruhuma geçmeyecek” diye karar verdi.
Kapıyı kilitlerken onun gibi işe gidenlerin seslerini duydu derinden. Koridorda asansöre doğru yürürken komşusu Berfin Hanım ’la karşılaştı. Kadının elinde poşetler vardı, halinden uykusuzluk okunuyordu. Derin Hanım’ın başı öne doğru eğikti.
— Günaydın Berfin Hanım.
Berfin Hanım kısa bir şaşkınlıktan sonra karşılık verdi. Hafifçe gülümsemişti. Derin Hanım, küçük bir selamın bile insanlar arasında görünmez bir bağ kurabildiğini düşündü.
Asansörün önünde Deniz Bey duruyordu. Takım elbisesi düzgündü, yüzü ifadesizdi. Aynı apartmanda yaşamalarına rağmen Deniz Bey genellikle kimseyle konuşmaz, göz temasından kaçınırdı. Asansöre yaklaştığında Derin Hanım yine tereddüt etmedi bekleyen Deniz Bey’e:
— Günaydın, dedi.
Deniz Bey başını hafifçe çevirdi ama cevap vermedi. Asansör sessizce aşağı inerken Derin Hanım, selamının havada asılı kaldığını hissetti. İçinde kısa bir kırgınlık belirdi. Yine de bunun sabahını mutsuzlaştırmasına izin vermedi. Selam vermek, onun için bir karşılık beklemekten çok, umudunu kaybetmemekti. Deniz Bey de elbet bir gün pes edip selam verecekti.
Zemin kata geldiklerinde Deniz Bey hızlı adımlarla dışarı çıktı. Derin Hanım ardı sıra ilerledi. Kapıdan çıkarken apartman görevlisi Halil Bey’le göz göze geldi.
— Günaydın Halil Bey.
Halil Bey’in yüzü aydınlandı.
— Günaydın Derin Hanım. Bugün hava soğuk ama güneş var, dedi.
Birkaç dakika sohbet ettiler. Halil Bey apartmanda yaşanan küçük bir aksaklıktan bahsetti. Derin Hanım dinledi, başını salladı. O kısacık konuşma, sabahın ağırlığını biraz olsun üzerinden almıştı.
Kapıdan çıkarken Cemal Bey’i gördü. Gazetesini kolunun altına sıkıştırmıştı.
— Günaydın Cemal Bey.
— Günaydın kızım, diye karşılık verdi Cemal Bey.
Derin Hanım apartmandan ayrılırken fark etti: Sabah başladığında içini sıkan sorunlar hâlâ oradaydı. Borçlar silinmemişti, trafik yine yoğundu, başı hâlâ hafifçe ağrıyordu.
Ama içindeki sıkışmışlık hissi eskisi kadar ağır değildi.
Ve yürürken şunu düşündü:
Bazı insanlar selamı bir alışkanlık olarak söyler, bazıları ise hayata tutunmak için.
Ve bazen bir gün, tek bir karşılıkla değil; karşılık beklemeden söylenen selamlarla değişirdi. İnsan, herkesin suskun kaldığı anlarda bile iyiliğinden vazgeçmediğini fark ettiğinde, günün yükü hafiflemez belki ama taşınabilir hâle gelirdi. Çünkü selam, başkasına ulaşmasa bile önce insanın kendisine iyi gelirdi. Hayatın sertliğine karşı, sessiz ama sağlam bir dayanak olurdu.


Eline ,emeğine ve kalemine sağlık 👏Harika olmuş 🧿
🙏🙏🙏
Çok güzel olmuş elinize sağlık..